Celal Karatüre Romanların Yüz Akıdır

Bu yazımda tarihi olarak Romanlar hakkında bilgi verdikten sonra Celal Karatüre tahlili yapıyorum. Çayınızı kahvenizi alın ekran başına geçin.

Öncelikle Celal Karatüre kimdir ne yapara geçmeden önce Romanların kim olduklarını bir tahlil etmek lazım.

Genetik ve dilbilimsel araştırmalar, Romanların kökeninin Kuzey Hindistan olduğunu ve yaklaşık 1000 yıl önce bu bölgeden dünyaya yayıldıklarını kanıtlamaktadır. Sanskritçe kökenli bir dil konuşan bu topluluk, İran ve Anadolu üzerinden Balkanlar’a ve tüm Avrupa’ya ulaşmıştır. Günümüzde 12 milyonu aşan nüfuslarıyla, Hindistan’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada varlıklarını sürdüren kadim bir halktır.

Öte yandan, Romanların Mısır kökenli olduğu inancı tamamen tarihsel bir yanılgıdan ibarettir. 15. yüzyılda Avrupa’ya giren ilk grupların kendilerini “Mısır dükleri” olarak tanıtması ve koyu tenli olmaları, İngilizcedeki “Gypsy” ve Osmanlıcadaki “Kıpti” gibi Mısır’a atıf yapan hatalı isimlendirmelere yol açmıştır. Ancak bilimsel veriler, bu topluluğun Mısır ile hiçbir bağı olmadığını ve ana vatanlarının Hindistan olduğunu kesin olarak ortaya koymuştur.

Günümüzde gypsy ve çingene gerek İngilizce gerek Türkçe’de hakaret seviyesindedir. Sadece Türkiye değil dünya genelinde de böyle. Bu yüzden doğru tabir Roman ve Romani’dir. Bilmeyenler aman bu kelimeleri kullanmasın.

Osmanlı’da Romanlar

Osmanlıda ordunun lojistik ihtiyaçlarını karşılayan Romanlar; demircilik, silah tamirciliği, nalbantlık ve istihkam çalışmaları gibi teknik alanlarda uzmanlaşmış, aynı zamanda Mehterhane’nin ritim ve nefesli bölümlerinde görev alarak devletin resmi törenlerinde yer bulmuşlardır.

Ekonomik hayatta ise gezgin zanaatkarlıklarıyla kırsal ve kentsel bölgeler arasında köprü kurmuş; kalaycılık, sepetçilik ve maden işletmeciliği gibi alanlarda üretimin sürekliliğini sağlamışlardır. Osmanlı hukukunda kendilerine has kanunnamelerle korunan ve vergilendirilen (müsellem) Romanlar, hem müslüman hem de gayrimüslim kimlikleriyle imparatorluğun kültürel mozaiğinde aktif birer özne olmuşlardır.

Dipnot: Farklı kaynaklardan Avrupa fetihlerinde istihbarat desteği sağladıklarıyla alakalı bilgilere de rastladığımı belirtmek isterim.

Türkiye’de Romanlar

Günümüzde Türkiye’deki Romanlar, tarihsel ve ekonomik süreçlerin etkisiyle sınıfsal olarak genellikle kentin çeperlerinde, güvencesiz emek sektörlerinde ve enformel iş kollarında kümelenmiş bir topluluktur. Geleneksel zanaatların sanayileşme karşısında yok olmasıyla birlikte kağıt toplayıcılığı, hurdacılık ve çiçekçilik gibi sosyal güvencesi kısıtlı alanlara yönelen topluluk, mekansal olarak da gettoşlaşma ve kentsel dönüşüm kıskacında sınıfsal bir kırılganlık yaşamaktadır. Ancak müzik ve eğlence sektörü, Romanlar için bu sınıfsal döngüyü kırmanın en güçlü aracı olmuştur.

Özcan Purçu (CHP) ve Cemal Bekle (AKP) akla gelen Roman kökenli siyasilerken; Kibariye, Hüsnü Şenlendirici, Mustafa Kandıralı, Cansever, Burhan Öcal, Kadri Şençalar, Bayram Şenpınar, Tüdanya ise sanat cephesinde öne çıkan Roman kökenli isimlerdir.

Peki Ya Celal Karatüre?

Celal Karatüre, Samsun’un köklü Roman mahallelerinden biri olan ve kamuoyunda sıkça “200 Evler” olarak da bilinen Canik ilçesi, Yavuz Selim Mahallesi’nde yaşamaktadır.

Gerçekçi olalım. Sosyolojik olarak günümüz Roman mahalleleri, gettoları, tekin olmayan ve illegal işlerin döndüğü yerler olarak bilinir. Ben demiyorum genel kanı, kamuoyu nezdinde bilgiler bu şekilde. Celal Karatüre ise bu atmosferde güneş gibi parlamaktadır.

Sosyal medyada “yanık sesi, samimi ruh hali ve candan ekibiyle” söylediği ilahiler büyük beğeni toplamış artık bir viral kişiliğe dönüşmüştür. Ünlenince kendileriyle işbirliği/sponsorlu içerik üretim yapan kişi ve kurumlar da artış göstermiştir. Bu durumu “dini kullanıyor” şeklinde yorumlayanlar olsa da buna ben katılmıyorum. Kendisinin yaptığı şey “ibadet” mi yoksa “sanat” mı yani dindeki taat denilen sınıra girip girmediği konusunu ise bu işin uzmanlarına bırakılmalı. Yani ilahiden para kazanma işinin caiz olup olmadığı yerler var ve buna ben karar veremem. Ek olarak genelde İslam’a karşı iyi niyetli olmayanlar direkt İslam’a hücum edemedikleri için açıktan İslam ile alakalı işler yapanlara bu tür yaftalamalarda ya da karamalarda da bulunabiliyorlar. Bir ek daha; kendisinin bir tasavvuf koluna ya da tarikata üye olup olmadığını ise bilmiyorum. Açıkçası bizi de ilgilendirmiyor. Neden bunu yazdım, bu durumla alakalı tartışmalar da mevcut.

İlahi söyleyen, kötü herhangi bir içeriğe yönlendirme yapmayan ve dikkatli incelendiğinde Roman çocuklarına da örnek olduğunu gördüğümüz bu adam ancak alkışlanır. Özellikle instagram hesabını incelediğimde Roman çocukların zorlama değil gayet içten ilahi söylediklerini gördüğüm bir sürü paylaşımı var. Çocukları alkolden, kötü maddelerden ve cinsel her türlü kötülükten uzak tutan kişiler bizim için son derece değerlidir. Bu açıdan bile desteği hak etmektedir. Ayrıca üretilen içeriklerde derin mesajlar da var. Örneğin bir kuyumcuya giren ekip dükkan sahibine ilahi okuduktan sonra bir soru yöneltiyor “altına yatırım yapmak doğru mu?” diyor. Dükkan sahibi “doğru ama toprağın altına” diyor… Bu adamlar eğlenmesin, izlenmesin, para kazanmasın da kim kazansın?

Sonuç Olarak

Sonuç olarak Celal Karatüre, sadece yanık sesiyle ilahi okuyan bir figür değil; yüzyıllardır süregelen “ötekileştirilmiş” bir kimliğin, modern dünyada kendini en temiz haliyle ifade etme biçimidir. Roman mahallelerinin o tozlu sokaklarından yükselen bu ses, ön yargıların duvarlarını yıkarak kalplere dokunmayı başarıyor. O, kendisine sunulan dar sınıfsal kalıpların dışına çıkarak; hem kendi toplumuna bir umut ışığı oluyor hem de “bizden” olanın, doğru ifade edildiğinde ne kadar büyük bir kabul göreceğini kanıtlıyor.

Eğer bugün bir Roman çocuğu, elindeki maddeyi bırakıp Celal abisi gibi ilahi söylemeye heves ediyorsa, işte gerçek “yüz akı” budur. Bir toplumun kaderi, içinden çıkan bu cesur ve samimi yüreklerin eliyle değişecektir. Karatüre ve ekibinin bu yolculuğu, sadece bir dijital başarı hikayesi değil, toplumsal barışın ve kültürel zenginliğin nağmelere dökülmüş halidir. Bize düşen ise, bu samimiyete sırt çevirmek değil, o güzel niyetin hakkını teslim etmektir.

Tüm Roman vatandaşlarımıza selam ederim, saygılarımla ve hürmetlerimle. Umarım doğru izah edebilmişimdir. Hatam varsa lütfen iletin, düzelteyim.

Not: Benim de kendisine denk geldiği video budur (Hac ya da umreden gelen birine ziyaret yapılıyor)

İçeriği sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz:
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm Yorumlara Bak
0
Yorumlarınız bizim için değerlix