Batı Türk Devleti’nin Yönetim Şekilleri Ve Cumhuriyet

Netleşmesi gereken bir diğer konu, Türkiye Cumhuriyeti ve bağlı olduğu kadim kökün derinlikleridir.

Tarih anlayışımız halkımız nezdinde farklılık gösteriyor. Bu da kafa karışıklığı ve istemesek de ayrışmalara sürüklüyor bizi. Öyle ise günün anlam ve önemine göre bu durumu bir netleştirelim.

Nihal Atsız Bey’in söylevi kadim Türk tarihini, Türk milletini birleştirici temellere sahiptir. Peki Nihal Atsız ne diyor? Kendisinin 5 Mayıs 1969 tarihli “16 Devlet Masalı ve Uydurma Bayraklar” adlı makalesinden bir bölümü aktarıyorum.

“16 büyük devlet… Tabiî, Karamanoğulları ve daha küçükleri gibi ötekilerini de sayınca bu rakam kabaracak, en aşağı 50 devlet olacaktır. 50 devlet kurmayı bir başarı saymak, ilk bakışta mümkün görünebilir. Fakat madalyonun ters tarafına dönünce iş tamamıyla değişir. Adama sorarlar: “Elli devlet kurdun da neden hiçbirini yaşatamadın? Neden kala kala orta çapta bir Türkiye Cumhuriyetine kaldın?”. Zoraki tarih bilginleri tabiî bu sorunun cevabını veremeyeceklerdir. Çünkü tarihî gerçek hiç de öyle değildir. 16 veya 50 devlet kurulmuş değildir. Gerçekte anayurtta bir, nihayet iki devlet kurulmuş, anayurt dışında da buna üç beş devlet daha eklenmiştir. O kadar. Bizi asıl ilgilendiren anayurdumuzdaki devlet olduğuna göre de konu bir veya iki devletin tarihinden ibaret kalmaktadır.

Bu iki devlet Türkistan ve onun uzantıları olan doğu Avrupa’da kurulan devletle bugün Türkiye dediğimiz devletin kurulduğu Ön-Asya bölgesindeki devletten ibarettir ve ikincisi birkaç defa birincisine tâbi olmak suretiyle tarihteki “Tek Türk Devleti” prensibini devam ettirmiştir. “Tek Devlet” düşüncesi sembolik de olsa son zamanlara kadar devam etmiş, meselâ Sultan Aziz zamanında Doğu Türkistan’dan Çinlileri atan “Atalık Gazi Yakup Han”, Türkiye Devletini kendisine metbû tanımıştır.

Her şeyimiz gibi tarihimizde henüz kesin şeklini almış değildir dedik. Bu yüzden okullarda çocuklarımıza millî tarih terbiyesi verilememektedir. Tarihlerde hâlâ Sümerler’in veya Hititler’in Türk olduğu hakkındaki hezeyan tekrarlanmakta, bunu inanmadan öğrenen çocukta millî tarih sevgisi diye bir şey kalmamaktadır.

Türk tarihi bir bütündür. “Devlet” denilen nesneler ayrı hükümdarlar, hanedanlardır. Böyle olunca 16 Türk devleti masalı kendiliğinden yıkılır ve birbirinin devamı olan hanedanlarla Türk tarihindeki birlik karşımızda parıldar.

Özetle buradan bağlanacağımız fikir Osmanlı İmparatorluğu’nun Türkiye’den ayrı bir devlet olmadığı gerçeğidir. Türkiye Cumhuriyeti de Selçuklu’dan, Akkoyunlu’dan ayrı bir devlet değildir. Güneş kadar, Ay kadar gerçektir bu. Bu gerçeği bir takım siyasi politik duruşlar değiştiremez. Devletin devamlılığının esasına deliller bugün 1. ve 2. meclis müzelerinde her köşede görülmektedir. Osmanlı Meclis-i Mebûsan, son Osmanlı meclisinden alınan objeler 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ilk vekiller tarafından kullanılmıştır. Neden İstanbul’daki meclisteki objeleri Ankara’ya getirme özenini gösterdiler? Ankara’da başka bir gong, çan döktüremiyorlar mıydı? Hokka takımları?

Batı Türk Devleti’nde Yönetim Şekilleri

Mutlak Monarşi Dönemi (1299–1876)
Osmanlı döneminde padişahın yetkileri sınırsızdı, evet, ama, tam anlamıyla değil. Devlet yönetimi tamamen padişahın iradesine bağlı da olsa örfi ve şeri kanunlarla konuşan istişare kurulları padişahı durdurabiliyorlardı. Padişahı da engellendiği yer yer vakalar mevcuttu.

Meşruti Monarşi Dönemi (1876–1922)
1876’da I. Meşrutiyet ilan edilerek ilk kez bir anayasa (Kanun-i Esasi) ve Meclis kuruldu. Ancak bu dönem kısa sürdü; Sultan II. Abdülhamid bir süre sonra Meclis’i kapattı. 1908’de II. Meşrutiyet ile meclis yeniden açıldı ve anayasal monarşi dönemi başladı. Bu dönemde padişahın yetkileri kısıtlandı, hükümet işlerinde meclis daha etkili hale geldi.

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Osmanlı saltanatı resmen kaldırılarak monarşi sona erdi. Ardından 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Türk devletinin yönetim şekli meşruti monarşiden cumhuriyete evrilmiş oldu.

Modern Anlamda Tarihimizde İlk Cumhuriyetler

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 1913
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 1918
Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti 1933

Azerbaycan varlığını sürdürürken; Batı Trakya hala Yunanistan mezalimideyken, Doğu Türkistan ise Çin zulmü altında Türk diasporasına dönüşerek halk nezdinde yaşamaktadır. Siyasi hakları ise hala mücadele konusudur. Bir diğer not, anadili Türkçe kendi Türk olan Hristiyan dinine mensup kişiler mübadele sonucu Yunanistan’a gönderilmesidir. Gittikleri yerde asla gerçekten kabul edilmemişler, üstü kapalı dışlanmalara maruz kalmışlardır.

Cumhuriyet Devri 102 Yaşında

Her ne kadar birileri 29 Ekim 1923’ü “yeni bir başlangıç” hatta tek başlangıç olarak ansa da, aslında bu tarih; Selçuklu’dan, Osmanlı’dan ve onların da öncesinden gelen devlet geleneğinin yeniden biçimlenmiş halidir. Türk devlet geleneği, hükümdarın adalet anlayışına dayalıdır; bu tarih, bir “ öceyim inkar” değil, bir devamlılık ifadesidir. Devletin mührü el değiştirmiş, fakat öz aynı kalmıştır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk sistemi, meclis geleneği ve diplomasi anlayışı; Orhun Yazıtları’nda “il tutmak” diye anılan o kadim devlet felsefesinin modern izdüşümüdür.

İslam da “Cumhuriyet” ya da herhangi bir yönetim biçimini reddetmez. Burada Muttakiler’e de bir “kılıfına uydurma” çabası içerisinde de değilim. Halifelerin seçimleri farklılık göstermiştir. Vekil atama, vasiyet, seçici kurul neticesi… Medine’de halk önünde istişare sonucu alınan kararlar, hakemlikler, kararların halkın da tasdik etmesi… Yönetim biçimlerinin İslam’a aykırı gibi gözükmesi başlı başına yöneten idarelerle bağlantılıdır bu ise bir başka yazı konusudur.

Böyle bakanlara, böyle anlayanlara, öncesini de sonrasını da kucaklayanlara, devletin devamlılığını esas alıp uğraştığı işte en iyi olmak için çabalayanlara, kul hakkı yetim hakkı gözetenlere, yarınlar güzel olsun diye diyetler ödeyenlere, dilini dişini sıkan ama yine de “VATAN SAĞ OLSUN” diyenlere, “Rabbim Devletimizi başımızdan eksik etmesin” diye dua edenlere selam ederim.

Yeni düzene geçişimizin 102. sene devriyesi hayırlara bağlasın, vesile olsun, kutlu olsun.

Yazmayı çok özledim. Ara ara böyle ve farklı yazılarla karşınızda olacağım. YNP kardeşiniz sizlere sabır ve afiyet diler…

İçeriği sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz:
Etiketlendi:
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm Yorumlara Bak
0
Yorumlarınız bizim için değerlix