Tobias Stolz-Zwilling İle Röportaj: RPG’nin Kalbindeki Adam!

Oyun sektörünün öne çıkan isimlerinden Tobias Stolz-Zwilling ile kariyeri, Warhorse Studios, Kingdom Come ve geleceğe dair planlar üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Ve evet, yeni Yüzüklerin Efendisi oyunu hakkında da bir soru sordum.

Her başarılı oyun stüdyosunun arkasında, yalnızca kamuoyundaki imajını değil aynı zamanda toplulukla kurduğu ilişkiyi de şekillendiren insanlar vardır. Warhorse Studios İletişim Direktörü Tobias Stolz-Zwilling, Kingdom Come: Deliverance’ın ilk günlerinden bu yana bu sürecin önemli bir parçası oldu. Topluluk yöneticiliğinden global PR’a ve kurumsal iletişime uzanan kariyeri boyunca, Warhorse’un iddialı bir Kickstarter projesinden Avrupa’nın en saygın RPG stüdyolarından birine dönüşümüne yakından tanıklık etti. Bu röportajda Tobias ile kariyerini, Warhorse Studios’un büyümesini ve Kingdom Come topluluğunu özel kılan unsurları konuştuk.

Röportaja geçmeden önce Warhorse Studios ve Kingdom Come: Deliverance serisine de kısaca değineyim. Çekya’nın Prag kentinde kurulan Warhorse Studios, Avrupa’nın en özgün RPG geliştiricilerinden biri haline geldi. Stüdyo, özellikle Kingdom Come: Deliverance serisiyle tanınıyor ve orta çağ anlatımına getirdiği gerçekçi ve sürükleyici yaklaşım sayesinde modern oyun dünyasında en detaylı ve otantik Orta Çağ temsillerinden birini sunuyor. Güçlü bir vizyon ve tutkulu bir ekip üzerine kurulan Warhorse, küçük ve iddialı bir stüdyodan uluslararası ölçekte tanınan bir isme dönüştü. Bugün ise hem yeni bir Kingdom Come projesi hem de Yüzüklerin Efendisi evreninde geçen açık dünya bir oyunla birlikte yeni bir döneme adım atıyor.

Şimdiden iyi okumalar.

  1. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Gazetecilikten oyun sektörüne uzanan kariyer yolculuğunuz nasıl başladı?

Merhaba, ben Tobi. Warhorse Studios’da İletişim Direktörü olarak görev yapıyorum. Gazetecilikle başladım ama kısa sürede soru sormaktan çok cevap vermekte daha iyi olduğumu fark ettim. Tamamen tesadüf eseri, Warhorse Studios’un kurucularından biri olan Daniel Vávra ile yaşadığımız apartmanın asansöründe tanıştım ve hikayem aslında burada başladı. Orijinal Kingdom Come: Deliverance Kickstarter’ından kısa bir süre sonra Warhorse’a katıldım ve bir şekilde bir daha hiç ayrılmadım.

  1. Kariyeriniz boyunca gazetecilik, topluluk yönetimi, PR ve kurumsal iletişim gibi farklı alanlarda çalıştınız. Bu deneyimlerin hangisi bugün sizi en çok şekillendirdi?

Açıkçası hepsi. Gazetecilik medyanın nasıl düşündüğünü öğretti. Topluluk, oyuncuların nasıl hissettiğini gösterdi. PR, hikaye anlatmayı öğretti. Kurumsal iletişim ise ne zaman susman gerektiğini öğretti ki bu en zor beceri ve ben hala tam olarak başaramıyorum. 🙂

  1. 2014 yılında Warhorse Studios’a katıldınız. O dönemde stüdyo nasıldı ve sizi ekibe katılmaya ikna eden ne oldu?

Tam bir kaos, hırs, tutku ve bolca kör inanç vardı. Küçük bir ekiptik ama çok büyük bir hayalimiz vardı ve herkesin “sadece bir oyun yapmak”tan daha büyük bir şey için savaştığını hissediyordunuz. Biraz punk bir ruhu vardı diyebilirim. Kingdom Come: Deliverance I dönemindeki pazarlama çalışmalarımın çoğu da sırt çantasıyla seyahat etmekten ibaretti. 🙂

  1. Community Manager olarak başlayıp Global PR Manager ve ardından Communications Director pozisyonuna geldiniz. Bu süreçte sorumluluklarınız nasıl değişti?

Açıkçası bunların çoğu sadece gösterişli unvanlar ama tabii ki her gün yeni şeyler öğreniyorum. Başlangıçta oyunculara çok daha yakındım. Sonrasında basın, iş ortakları, kampanyalar, strateji ve kriz iletişimi üzerine çalışmaya başladım. Bugün işim aslında Warhorse’un ve oyunlarımızın insanlar tarafından nasıl algılandığını şekillendirmek, ama aynı zamanda toplulukla doğrudan bağı koparmamaya çalışmak. Bu yüzden yayınlara ve topluluk etkinliklerine katılarak Warhorse’a bir yüz ve ses olmaya devam ediyorum.

  1. Oyun sektöründe iletişim, geliştiriciler, yayıncılar ve içerik üreticileriyle birlikte çalışırken son 10 yılda nasıl değişti?

Her şey çok daha hızlı, daha gürültülü ve daha doğrudan hale geldi. 10 yıl önce mesajları planlayıp biraz kontrol edebiliyordunuz. Bugün tek bir tweet, sızıntı ya da yanlış anlaşılmış bir cümle gündemin kendisi olabiliyor. Bu yüzden iletişim artık daha dürüst, daha insani ve çok daha hızlı olmak zorunda.

  1. Warhorse Studios’un küçük bir ekipten uluslararası bir stüdyoya dönüşümünü yakından gördünüz. Bu süreçte en önemli dönüm noktaları sizce nelerdi?

Hala Warhorse’u bir grup “punk” olarak görüyorum… sadece biraz daha kalabalık ve daha organize halimiz diyebilirim. 🙂 Kickstarter ilk büyük andı çünkü insanların fikre inandığını gösterdi. Ardından ilk Kingdom Come: Deliverance’ın çıkışı her şeyi değiştirdi. Ve elbette Kingdom Come: Deliverance II’nin küresel ölçekte ulaştığı başarı, Warhorse’un artık Avrupa’nın en üst seviye stüdyolarından biri olduğunu kanıtladı.

  1. Kingdom Come: Deliverance yıllar içinde büyük ve sadık bir topluluk oluşturdu. Sizce başarının arkasındaki temel nedenler neler?

Bence oyuncular oyunun bir ruhu olduğunu ve arkasında gerçek insanların, gerçek oyuncuların bulunduğunu hissediyor. Kingdom Come herkese hitap etmeye çalışmıyor. Çok spesifik, çok gerçekçi, bazen zorlayıcı ve hatta rahatsız edici bir yapısı var ama insanların sevmesinin nedeni de bu. Size bir tema parkı değil, yaşayan bir dünya sunuyor.

  1. Topluluk yönetimi geçmişiniz nedeniyle oyuncularla doğrudan iletişim kurdunuz. Kingdom Come topluluğunu diğer topluluklardan ayıran bir şey var mı?

Topluluğumuz inanılmaz derecede tutkulu ama aynı zamanda çok bilgili. Her şeyi fark ediyorlar. Bazen bu harika, bazen de korkutucu. Ama gerçekten önemsiyorlar ve Kingdom Come’un her zaman çok fazla emek, ter ve inatla yapıldığını biliyorlar. Bu yüzden “Community first” mottosuyla hareket ediyoruz.

  1. Kariyeriniz boyunca en gurur duyduğunuz proje hangisi?

Kingdom Come: Deliverance II kampanyası ve özellikle Kutná Hora (Kuttenberg)’de düzenlediğimiz ön gösterim etkinliğiyle çok gurur duyuyorum. Buraya 108 uluslararası medya temsilcisini davet ettik. Sadece bir oyun göstermedik, insanları oyunun dünyasının içine götürdük. “Bu sürükleyici bir deneyim” demek yerine gerçekten bunu yaşattık. 😊

  1. Oyun sektörüne girmek isteyen gençlere hangi tavsiyeleri verirsiniz?

Meraklı olun, güvenilir olun ve etrafınızdaki insanlar için çalışması zor biri olmayın. 🙂 Elbette yetenek önemli ama oyunlar baskı altında çalışan ekipler tarafından yapılır, bu yüzden tutum çok önemlidir. Nasıl iletişim kuracağınızı öğrenin, eleştiri almayı öğrenin ve tutkunun önemli olduğunu ama işi bitiren şeyin disiplin olduğunu anlayın.

  1. Şansımı deneyeceğim. Yeni Kingdom Come oyunu ve Yüzüklerin Efendisi projesi büyük heyecan yarattı. Küçük de olsa bir ipucu verebilir misiniz?

Denemeni takdir ediyorum. 🙂 Şunu söyleyebilirim: Her iki proje de sürükleyici RPG’leri, güçlü dünyaları ve anlamlı oyuncu deneyimlerini önemseyen insanlar tarafından geliştiriliyor. Bugün için bir sır veremem ama önümüzde çok heyecan verici bir yol olduğunu söyleyebilirim.

  1. Son olarak Türkiye’deki oyunculara ve okurlarımıza bir mesajınız var mı?

Merhaba dostlarım! Oynadığınız, desteklediğiniz, tartıştığınız, eleştirdiğiniz ve önem verdiğiniz için teşekkür ederiz. Türk oyun topluluğu her zaman çok tutkulu oldu ve bunu gerçekten takdir ediyoruz. Umarım sizlere içinde kaybolabileceğiniz dünyalar sunmaya devam edebiliriz.

Samimi cevapları için Tobias’a çok teşekkürler. Sevgili okurlar, diğer röportajlarımızı burada bulabilirsiniz.

İçeriği sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz:
Etiketlendi:
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Yorumlarınız bizim için değerlix