Altay Cem Meriç iyi yaptı, ama yetmez hala bir elin parmağı kadarız… Birlik ve farkındalık şart!
2005 yılından beri Türkiye’deki başta dijital oyunlar olmak üzere teknoloji cephesinde de varlık göstermekteyim. Yazarlık, yayın yönetmenliği, danışmanlık, TV’de sunuculuk… Total War Türkiye, Tom’s Hardware, Hürriyet, Beyaz Gazete/TV, Gençlik Spor Bakanlığı, Diyanet… İlaahir… Şöyle geriye baktığımda gerçekten bu çakallar arasında yine baya bir şey nasip olmuş bana, birbirinden farklı birçok kurumda üretim yapmışım.
Altay Cem Meriç adlı bir adam var, ben kardeş demek istiyorum zira “İnnemel mü’minûne ihvetun”. Kendisini sonradan keşfetmiş birisi, özünü bulmuş. Akabinde özünü bulmak isteyenlere örnek olmak; bulanların da sesi olmak için dijital medyada mücadeleye başlamış. Birinin önerisi ile keşfetmedim kendisini, önüme düştü, izlemeye başladım, takip ettim. Sonra fark ettim ki çevremde çok takip edeni var. Tebrikler ve başarılar!
Geçtiğimiz günlerde dört video yayınladı. Videolar bu makalenin sonunda mevcut. Kesin izleyin. Medyadaki 5. kol faaliyetiyle alakalı. Bana da bir şevk geldi. Zira eş çocuk iş üçgeninde baya yorgunluktan sinmiştim. İşte bu videoları izleyince ben de çok uzatmadan sıralamak istedim tanıklık ettiğim olayları. Bugün gençlere erişim ve onları kanalize etmek için en önde olan alanlar oyunlar ve teknoloji, yani 5. kol faaliyetlerinin dibi burada yaşanıyor bir bakıma.
* Bir oyun dergisinin üst düzey yöneticisi zamanında forumlarında kullandığım Medieval II Total War’daki Türklerin bayrağını “şeriatçılığı anımsatıyor kaldırdım” diye bana mesaj atmıştı. Kendisi şu an vakıf/dernekçilik oynayıp kalkınma ajanslarımızdan para kaldırıyor. Bana bu uyarıyı yapan kişinin, aynı forumda paylaştığı şahsi web sitesinde inançsızlık/budist/hindu felsefesi pompalıyordu..
* Üniversiteler, özellikle Teknokent içerisinde öbeklenen birkaç grup var. Bunların net takip edilmesi lazım. Vergilerden kaçınıp, ortaya hiçbir şey koymayan bu güruh kalkınma ajanslarından, TÜBİTAK’tan ne elde ediyor bakılmalı. Bizim devlet kurumlarındaki yetkililerin bu şahısların ne yaptığından bir haber olduğunu düşünüyorum “aaa gençler oyun yapıyor” modunda peşlerindeler. Aha buradayım işte, vallahi billahi bu adamlar ne yapmış ben bilmiyorum. Bilgisayarımda bir tanesinin işi yok. Ürünü yok. Ama aynı isimler, aynı oyun stüdyoları, aynı tipler neredeyse mezara girecekler; hala teknokentlerde keyif çatıyorlar. Bu da yetmiyormuş gibi gerçekten buralara ihtiyacı olanların önlerini kesiyorlar.
* Türkiye’nin ilk bağımsız oyun fuarına danışmaklık yapıyordum. Üst yetkili birisi “sakallarını kesmen lazım” dedi. Kesmedim, fuarada o sakallarla gittim. Fuar öncesi stantlarda kadını metalaştırmadan nasıl başarılı olunur gösterelim dedim dikkate alınmadım ve eleştirildim. Sonra ne oldu, küçük çocuklara b.ktan b.ktan oyunların stantlarında iç çamaşırlarıyla dans eden kızların olduğu bir fuar yaptılar. Ben fuar başlamadan zaten hizmet vermeyi sonlandırmıştım, vebal taşımadığımı düşünüyorum.
* Başta kendilerinin davet edip sonra yine kendilerinin beni aralarından çıkardıkları bir teknoloji yazarlar/basın grubu (aslında güruhu var). Sırf bir post altında bir alimden örnek alıntı yaptım diye baya baya gruptan attılar beni. Oysa aynı şeyi söylüyor, aynı şeyi savunuyorduk. Aynı düşünmemiz yetmedi, alıntı yaptığım kişi müslüman bir hoca diye bir anda düşman oldum.
* İşçisini ezen bir teknoloji yazarı var, kendi sitesi de var, magazinsel bir teknoloji sitesi. Sağ kanadın bürokratlarını, muhafazakar bürokratları iyi sağıyor. Bunu aklınızda tutun. Benim Tom’s Hardware’deki yazılarımı aynen kopyalayıp kendi web sitesine ekleyen bir keşle münakaşaya girmiştim. Bilin bakalım bu kişi kimin tarafını tuttu? Elbette hırsız keşin. Turnusol kağıdı gibi vakaydı. Yıllar geçti adamın farklı farklı bir ton skandalı patladı.
* Türkiye’nin en çok kazanan oyun sitelerinden birisi, okurunun görmediği alanlara da reklamlar yerleştirmiş. Bu şekilde gösterim hilesi yaparak inanılmaz bir zenginlik elde ettiler. Bunu ajansa haber verdiğimizde “X mi, yapar ya o, sorun yok” deyip geçiştirmişlerdi. Demek ki burada danışıklı bir dövüş var. Reklam verenle, reklamı görmesi gereken kişi kandırılıyor. Ya da 1 dakika, reklam veren markalar da işin içinde mi? Evet. Kara para aklamadan tutun, ülkedeki marka temsilcilerinin reklam bütçelerini hiç etme girişimi… Neler neler.
* Oyunların ve teknoloji markalarının ülkedeki temsilcileri rakamlara bakmaksızın kimleri besliyor? Biz inceleme için key isterken “yok” diyen ama bir başka mecraya 3 tane verdiğini açıktan beyan eden bu adamlar kimleri büyütüyor?
* Devletin bütçesiyle dünyanın farklı yerlerine fuarlara gidenler asalaklar, ne üretiyorlar?
* Fuar demişken sürekli X ülkesi ve teknolojisi ile alakalı haber yapan sektörün eskisi ağır toplardan birisi var. Net o ülke tarafından fonlanıyor. Tespitimi birisiyle paylaştım, aynı tespiti kendisinin de yaptığını söyledi.
* Şuraya kadar yazdığım her örnekteki kişi ve kişilerin, kriz anlarında anarşiye direkt destek vererek şahsi değil direkt bulundukları/yönettikleri mecralardaki takipçi gücünü kullanarak sokağı işaret etmesi normal mi? DEĞİL! Hiç değilse Altay’ın dediği gibi bir lobi ya da klik üyesi değilse bireysel eylem yaparcasına ülkenin asabiyesini baltalıyorlar.
* Ülkedeki Espor faaliyetleri neden hep aynı oyunlar üzerinden yapılıyor? Neden bir Dota 2 International’a takım çıkaramıyoruz? X dizi film yayınlama platformunda nasıl hep aynı ünlülerin dizileri filmleri çıkıyor, adeta ülkede 1 tane cast ajansı varmış gibi üretim yapıyorlar ise esporda da durum aynı.
* E-spor takımlarının sosyal medya hesapları, resmi hesaplardan bahsediyorum, nasıl oluyor da sokak olaylarını destekleyebiliyor? Espor Federasyonu uyuyor. Ben yaptırım sorusu sorduğumda cevap alamadım.
* Menşei Japonya olan bir oyun donanımının resmi X hesabından Türkiye’deki sokak olaylarına destek atıldı. Ben hayırdır dedim. Linçlendim. Sektör izledi linçlenmemi. O ara gaza gelip sokağa çıkan ya da çıkanların yakınları ise bana tehdit mesajları attı “seni takipteyiz” falanlar… Kimse de demedi ki “durun, şahsi hesaplarınızla ne yaparsanız yapın kimsenin umurunda değil, marka hesabı üzerinden bu yapılamaz. takip edenler dil, din, renk, ırk fark etmeksizin o markayı o donanım için takip ediyor, kitle gücünü kullanarak nasıl bunu yapabilirsiniz?” diye sormadı. Sektörde etik de ölmüş.
Anlayacağınız lağımdan farksız aslında arka plan. Değinecek çok fazla şey var. Birini yazarken diğeri, diğerini yazarken öbürü aklıma geliyor… Atmosferi idrak etmek için bu kadar kafi sanırım, bir de özet anca böyle olabilirdi bu yoğunluk arasında.
Kısacası hem semirilecek yerleri tutmuşlar, kendilerine yarayanları kollayıp savunuyorlar; işlerini etik ve helal dairesinde sürdürenlere düşmanlar zira çarkları bozulacak artı bu yetmiyormuş gibi asla camiada barındırmamak üzere üzerinize oynuyorlar. Nihayetinde kriz anlarında hepsinin asabiyeyi bozmaya ve sokağa teşvike yöneldiğini görüyoruz. Zaten en mühimi de bu son. Eğer bu olmasa safiyane materyalist düşüncelerle hareket eden para göz tipler diyeceğim ama değiller…
Son olarak dikkat ederseniz hep imalı yazdım. İsim veremedim. Çünkü hem yoruldum, hem de yaşlı hissediyorum ve en son vakada kimsenin arkamda olmasını geçtim, yanımı da geçtim basit bir “abi haklısın da işte linç var” diye destek mesajı yazdığını görmedim. İnanılmaz yalnız hissediyorum.
Benim buradaki amacım ACM’ye destek. Başıma gelenleri dillendirip farkındalık oluşturmak. Medyadaki 5. kolcular gibi medyayla bağıntılı teknoloji sektörü ama her organıyla, yine aynı şekilde dijital oyun sektörü yine her organıyla incelemeye girmeli. Devlet yetkilileri irtibata geçerse isim veririm kendilerine ama buradan kkvk yüzünden bir şey yapamıyorum. Bazı dediklerimin de kanıtları yok olup gitti. Forumlar, siteler, gruplar kapandı silindi… Bazıları da halka açık gerçekleşmedi, bilgileri ya da başıma gelen olayları kapalı kapılar ardında yaşadım.
Neyse, yerimiz yurdumuz belli. Devlet Baba kapımı çalar sorarsa şunlara dikkat edilmeli derim gerekli bilgi notumu iletirim. Şimdilik bu kadar. Hürmetler.















En çok Teknofest’te bunun olmasına şaşırdım. Sürekli muhafazakar bir izlenim oluşturan devletin muhafazakarlığı yasaklamasını beklemezdim. Ülkemin tüm makamları sürekli birilerine sevimli görünmeye çalışan; dini, imanı olmayan tiplere geçmiş.
Vay ve paşam neler yaşamışsın
Adı gereksiz takipçisi bol bir oyuncumsu zevat var. Oyunlardan da pek anladığını sanmıyorum ama oyun dergisinde çalıştığı, ağzı da laf yaptığı için büyümüş işte (ya da büyütülmüş). Bir videosunda vurgulaya vurgulaya 4-5 kez “ülkenin parası şöyle değersiz, böyle değersiz” deyince, “bu işte bir bit yeniği var. Bir değil, iki değil, resmen algı kasıyor” dedim. Diğer videolarda da ara ara benzer haller, benzer söylem ve tavırları vardı da artık bariz yapıyor sanırım. Normal değil, kesinlikle normal değil.
Ha bu arada yalnız değiliz, onlardan daha kalabalığız aslında ama bir kısmımıza yolunu kaybettirip özünden koparıp kendilerine benzettiler en sürüye kattılar, kalan bizler de sindirilmişiz ve sesimiz çıkmıyor. Köşe başları da onlara ait, birbirlerini tanıyorlar ve semirtiyorlar. O yüzden az kişiden çok ses, çok kişidense az ses çıkıyor. Algıyı ve piyasayı da maalesef sesi çok çıkan yönetiyor.