Hollanda’daki nehir yatağında bulunan Linschoten Kılıcı, üzerindeki bakır sembollerle büyülüyor.
2024 yılının mart ayında Hollanda’da bir nehir yatağında yürütülen inşaat çalışmaları sırasında, kil tabakasının içinden uzanan metal bir parça dikkat çekti. Detaylı inceleme sonucu, bunun yaklaşık 1.000 yıllık oldukça iyi korunmuş bir ortaçağ demir kılıcı olduğu ortaya çıktı. Kılıcın üzerindeki bakır kakmalı semboller—çapraz çizgilerle işlenmiş dairesel motifler ve sonsuzluk düğümü—dönemin sembolizmini günümüze taşıyor.
Kılıç, Montfoort kenti yakınlarındaki özel mülk Linschoten Mülkü’nde bulundu ve mülk sahipleri ile Montfoort Belediyesi tarafından Hollanda’nın ulusal arkeoloji müzesi Rijksmuseum van Oudheden’e bağışlandı. Kılıç şu anda Leiden kentindeki müzede, ağustos ayına kadar sergileniyor.
“Linschoten Kılıcı” olarak adlandırılan eser, yaklaşık 90 cm uzunluğunda ve 15 cm’lik bir çapraz koruma (crossguard), kabza ve yarım daire biçimli “Brezilya cevizi” şekilli pommel (sap ucu) içeriyor. X-ray taramaları, kabza kısmında deri ve ahşap kalıntıları bulunduğunu ortaya koydu. Tüm bu özellikler, kılıcın 1050 ile 1150 yılları arasında yapıldığını gösteriyor.
Çift ağızlı bıçağın her iki yüzünde de bakır kakmalı süslemeler dikkat çekiyor. Bir tarafta iç içe geçmiş X’li bir daire (güneş çarkı ya da sonnenrad olarak bilinen Hristiyan sembolü), diğer tarafta ise beş elmasın haç biçiminde dizildiği bir motif yer alıyor. Bu semboller, ortaçağ Avrupa’sının dini ve kültürel zenginliğini yansıtıyor; özellikle ikinci motifin İskandinavya kökenli olduğu ve “kopmaz bağları” simgelediği düşünülüyor.
Arkeologlar, kılıcın bulunduğu Korte Linschoten Nehri’nin anaerobik yani oksijensiz kil tabakası sayesinde bu derece iyi korunduğunu belirtiyor. Normalde su ve oksijenin demire teması, korozyon ve çürümeyle sonuçlanır. Ancak bu durumda, kil tabakası metali neredeyse mühürlemiş. Kılıç çıkarıldıktan hemen sonra bölge yetkililerine teslim edildi ve ardından 10 haftalık bir tuzdan arındırma süreciyle koruma altına alındı.
Uzmanlara göre kılıcın kaybolmuş değil, bilinçli olarak nehre atılmış olması muhtemel. Ortaçağ boyunca, özellikle Germen ve İskandinav halklarında, ölen kişilerin kılıçlarıyla birlikte gömülmesi ya da kılıçlarının suya atılması yaygın bir cenaze ritüeliydi. Linschoten Kılıcı’nın kını (kılıfı) bulunamadığı için bu olasılık daha da güçleniyor.
ve 12. yüzyıllarda, Hollanda’nın Utrecht bölgesi Avrupa’nın önemli ticaret merkezlerinden biriydi. Öncesinde ise Frizyalılar, bölgenin batı kıyılarında bir Germen krallığı kurmuştu. Hollanda dili 700 civarında Batı Franklar’ın konuştuğu Aşağı Frankça’dan evrilerek doğmuştu. Aynı dönemlerde, 9. yüzyılda Vikingler de Alçak Ülkeler’e akınlar düzenlemişti. Bu bağlamda, Linschoten Kılıcı’nın hangi kültüre ait olduğu kesin olarak bilinmese de, dönemin çok katmanlı sosyal ve kültürel yapısına ışık tutuyor.
Montfoort Belediyesi’nin de belirttiği gibi, bu eşsiz eserin taşıdığı gizemli semboller ve bulunduğu yer, Hollanda Ortaçağı’nın karmaşık ve zengin tarihine dair güçlü bir hatırlatıcı niteliğinde.
Tüm oyun haberlerimiz için buraya tıklayın.
YNP YouTube kanalı için ise buraya tıklayın.














