2025 yılı içerisinde çekilen vahşi yaşam temalı fotoğrafların “en”leri bir araya geldi.
Doğa fotoğrafçılığının zirvesini temsil eden bu seçkin eserler, hem yeryüzünün eşsiz güzelliklerini hem de yaşamın acımasız gerçeklerini gözler önüne seriyor. Bu yılki prestijli yarışma, rekor sayıda başvuruya sahne oldu; 113 farklı ülke ve bölgeden tam 60.636 fotoğraf karesi jüri üyelerinin takdirine sunuldu. Londra’daki Doğal Tarih Müzesi tarafından düzenlenen bu küresel etkinlik, doğanın korunması misyonunu her zaman merkeze alarak, yaban hayatının ilham veren güzelliğini ve karşı karşıya olduğu tehditleri fotoğraf gazeteciliği aracılığıyla duyurmayı hedefliyor. Uluslararası uzman paneli, katılımcıların özgünlük, teknik mükemmellik ve yaratıcılıklarını anonim olarak değerlendirdi.
Yarışmanın en büyük ödülü olan Yılın Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı unvanını, Güney Afrikalı Wim van den Heever, “Hayalet Kasaba Ziyaretçisi” adlı çarpıcı eseriyle kazandı. Namibya’da, Atlantik Okyanusu’nun sisleri arasına gizlenmiş terk edilmiş bir maden kasabasının kalıntıları önünde, nadir bulunan bir kahverengi sırtlanı ölümsüzleştiren bu kare, izleyicide derin bir etki bırakıyor. Kahverengi sırtlan, dünyadaki en nadir sırtlan türlerinden biri olup, genellikle yalnız ve gece avlanan bir yaşam sürer. Van den Heever’in bu anı yakalaması tam on yıl süren sabırlı bir bekleyişin ürünü. Jüri başkanı Kathy Moran, fotoğrafı “ürpertici bir portre” olarak nitelendirerek, “Bu görüntüye bakarken tüyleriniz diken diken oluyor ve bu sırtlanın dünyasında olduğunuzu hissediyorsunuz” yorumunda bulundu. Moran, bir zamanlar insan egemenliğindeki kasabanın vahşi yaşama dönüşmesini ‘kent vahşi yaşamı’ kavramına ilginç bir yorum olarak değerlendirdi.















Ödül kazanan diğer fotoğraflar arasında, “Deli Şapkacı” lakaplı bir tırtılın eşsiz moloz baş kapsüllerini gösteren yakın çekimden, hardal tohumu büyüklüğündeki yay kuyrukluların mikroskobik dünyasına, etobur bitkilerin parlayan kenarlarından, Rus bataklıklarının geniş drone fotoğraflarına kadar doğanın muazzam çeşitliliği dikkat çekiyor. Bazı karelerin mükemmelleştirilmesi on yıldan fazla sürerken, bazıları sadece saniyeler içinde yakalandı; ancak her biri jürinin dikkatini çeken çarpıcı bir görüntü sunuyordu. 19 farklı kategoride ödül kazananlar ve yarışmanın daha geniş portföyü için seçilen 100 fotoğrafın tamamı, 17 Ekim’den itibaren Doğal Tarih Müzesi’nde özel bir sergide ziyarete açılacak. Sergide ilk kez, müzenin geliştirdiği ve fotoğraf karelerindeki bölgelerin doğal biyoçeşitlilik seviyesini ölçen “Biyoçeşitlilik Bütünlüğü Endeksi” de tanıtılacak. Müze direktörü Doug Gurr, serginin “sanatçılık ve bilimin en iyi birleşimi” olduğunu belirterek, ziyaretçilere gezegenimiz için savunucu olmaları konusunda ilham vermeyi hedeflediklerini vurguladı.














